Sürekli İyileştirme

Sürekli İyileştirme
İyileşme ve gelişim. İş ve özel hayatımızda bizim ve dokunabildiğimiz her şeyin gelişimi...

13 Nisan 2016 Çarşamba

Sizin Motivasyon Kaynağınız Ne?

Her şey kendini tanımakla başlar. Ne yapmaktan hoşlandığınız, neyi çok sevdiğiniz, nelerden hoşlanmadığınız... 
Hala birçok insan, paranın motivasyon aracı olduğunu düşünüyor. Yapılan bir araştırmaya göre yöneticilerin %65i paranın motivasyon aracı olduğunu düşünürken, çalışanlardan sadece %18i bu şekilde düşünüyor. Çalışanlar tarafında motivasyonu sağlayan konular moral arttırıcı faaliyetler %32 ve tanınma %27 oranında. 
Hepimizin motivasyonunu sağlayan konular farklı. Önemli olan kendi motivasyon kaynağımızın ya da birlikte çalıştığımız kişiler için neyin motivasyon arttırıcı unsur olduğunun farkına varmamız.



Çalışma hayatımızda bizleri neyin motive ettiğine dair yapılan birçok araştırma var, yapılan araştırmaların çoğunda ise çıkan sonuçlar benzer. İlk 3 sırada jenerasyonlara göre oranları farklılık göstermekle beraber performansı hakkında geri bildirim alma-takdir edilme, eğlenerek çalışmak, inisiyatif kullanabilmek yer alıyor. BAREM tarafından gerçekleştirilen araştırmanın detaylarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.barem.com.tr/x-ve-y-kusaginin-is-hayatindan-beklentileri-cok-farkli/

Peki kişiden kişiye jenerasyonlara göre değişen bu motivasyon kaynağı neden bu kadar farklılık gösteriyor? Her birimizin değerleri, önemsedikleri farklı. Değerleriniz nedir sıralayın desem belki bunları peş peşe sıralamak zor gelebilir.
"Bir ağaç olsaydınız hangi ağaç olmak isterdiniz?" sorusuna cevap vererek başlayabilirsiniz neleri önemsediğinizi, değerlerinizin neler olduğunu ortaya koyabilmek için. Ağaca karar verdiniz mi? Çınar ağacı mı kavak ağacı mı elma ağacı mı ya da daha farklı bir ağaç mı?

2.soru neden bu ağaç olmak istiyorsunuz? Meyve veren bir ağaç mı seçtiniz? Ya da çınarı seçme nedeniniz neydi? Köklü, ama hala büyümeye devam eden ve sağlam, dayanıklı, bütün bunların yanında o kadar büyük olması, ihtişamı, salıncak kurulup eğlenceye de imkan sağlaması nedenleriyle mi seçtiniz çınarı? Ya da daha farklı bir sebebiniz mi vardı? "Dayanıklı ve sağlam olmak istiyorsunuz, dik bir duruş sergilemek sizin için önemli. Hayatınızda eğlenceyi gözden kaçırmak istemiyorsunuz. " gibi yorumlar yaparak kendinizi tanıyabilir ifade edebilirsiniz.

Önemsediğiniz bu konular için hayatınıza, işinize kattığınız her yeni şey motivasyonunuzu arttıracak.

İşte bundan sonrası nispeten daha kolay kısmı, buraya kadar yaptıklarımız PUKÖ (Planla-Uygula-Kontrol Et-Önlem Al) döngüsünün planlama kısmı. Sonrasında iş uygulamaya geçmenize kalıyor.

Motivasyonunuzun yüksek olduğu bir hayat ve iş yaşamı için siz neler yapıyorsunuz?


26 Mart 2016 Cumartesi

"Zaten sen de...." dememek için

Eleştirilmek bizi neden bu kadar rahatsız ediyor hiç düşündünüz mü? Toplum olarak neden eleştiriye bu kadar kapalıyız?

Hem açık iletişim kurmaktan bahsediyoruz hem de biri bize kızgınlığını ifade ettiğinde hemen kendimizi korumaya alıp savunmaya geçiyoruz. Eleştiri yapıyorum zannederken genelde karşıdaki kişinin canını yakıyoruz. Durumdan duyduğumuz rahatsızlığı anlatmak yerine ya karşı tarafı suçlamaya başlıyoruz ya da daha önce açık olmadığımız konuların da acısını çıkarıp kocaman bir liste sunuyoruz. Örneğin bir arkadaşınızla iki farklı konuda çalışacaksınız. Bir araya geldiğiniz zaman da kısıtlı. Konulardan biri konuşuldu diğerine zaman kalmadı, ama siz o ikinci konuyu daha çok önemsiyorsunuz. Ve bu olay birkaç kez tekrarlanıyor. Ne yaparsınız?

  • Açık iletişim kurmayıp içinizde o konuyu dallandırıp budaklandırmak
  • Bu olay birkaç defa tekrarlandıktan sonra "Eeee yeter ama hep senin konun,benim de bir konum var ona ne zaman sıra gelecek. Zaten sen hep böyle bencilsin...." diyerek veryansın etmek
  • "Hep önce senin konunu konuştuğumuz için ben sıra bana gelsin diye bekliyorum, senin yüzünden işlerim gecikiyor" demek
  • "İki saatimiz var, bu iki saati önceden planlamazsak konuşmamız gereken her 2 konuya da zaman kalmıyor, ben de bu nedenle gergin hissediyorum" demek























Son söylediğimizi yapabiliyorsak "Ben" dilini kullanarak bu ilişkide, karşıdaki kişinin davranışlarının bizim üzerimizdeki etkisinden bahsediyoruz. Yorumlarımızı karşıdakinin kişiliğine değil, davranışına yöneltiyoruz. Kişi, yargılanmadığı için karşı saldırıya geçme ya da kendini savunma yapma zorunda hissetmez.
Oysa sen diye başladığımız yorumlarda, suçlama ve yargı olduğu için kişide savunmaya neden olur, bu da bizi sağlıksız iletişime götürür ve çözüm sağlamayan bir çatışmaya sokar.

Sürekli yanlış anlaşılmalar yaşadığınız ya da problemleri bir türlü çözemeyen bir ekip arkadaşımız varsa "Ekipte bir tek seninle anlaşamıyorum,diğerleriyle gayet uyumlu çalışıyorum" dediğimizde karşıdaki kişiye nasıl bir geri bildirim vermiş oluyoruz?

Unutmayalım ki hepimiz birbirimizden farklıyız, her birimizi rahatsız eden durumlar birbirinden çok farklı olabilir. Açık iletişim kurabilmek için kızgınlığımızı, üzüntümüzü, endişemizi paylaşalım ve olumlu sonuçlar doğurmasını istiyorsak durumun bizi neden rahatsız ettiğini ortaya koyalım. 



11 Mart 2016 Cuma

SATIŞ EKİBi KAIZEN(!) YAPAR MI?

Kaizen çalışmaları sadece üretim alanında yapılır!!
Doğru bildiğimiz yanlışlardan biri daha. Satış ve pazarlama ekipleri nedense Kaizen çalışmalarına katılmak ve bu konuda eğitim almak denildiğinde "Biz işimizi yapalım, öyle işlere karışmayalım" derler. Neden?

Belki de adına Kaizen diyerek herkese yabancı bir kelime ile yapılan işe ulvi ve bir o kadar da uzaklaştırıcı bir anlam yüklüyoruz? Bir de şunu denesek! "İyileştime çalışmaları yapacağız, bu çalışmalar sonrasında sizin yapmaktan rahatsız olduğunuz işlerin sayısı azalacak, yapmaktan zevk aldığınız ya da temel olarak yapmanız gereken işlere daha çok zaman ayırabileceksiniz" Ne dersiniz bu şekilde daha fazla şansımız olur mu?

İnsanlar;

  • Ya bilmedikleri şeylerden korkarlar ve uzaklaşırlar. 
        Kaizen çalışmasının gerçekte ne olup ne olmadığını, bu işe bir defa girip faydalarını gördükten sonra her şeyin çok daha kolay ve hızlı ilerlediğini görebileceğimizi daha iyi anlatmak gerekiyor belki de.

  • Ya da kendileri için yarar görmedikleri işlerden... 
        İçinde kendimiz için yarar görmediğimiz noktalarda da konfor alanımızı terk etmek istemeyiz. Bu da Kaizen çalışmalarından bizi uzaklaştıran başka bir konu.


Satış personelinin satış dışında uğraştığı işlerin azaltılması -evrakların düzenlenmesi, sistemdeki onay süreçlerinin tamamlanması, v.b.- onlar için fayda getirecek midir? Her yerde olduğu gibi burada da katma değersiz işlerin azaltılması konusunda çalışacağız. İlk çalışmada daha fazla destek, daha fazla yardım ile onları da işin içine çekeceğiz.
Katıldığım bir kongrede Emil Güzeliş, Zen Pırlanta'nın sahibi, kendi dükkanlarından birine gittiğini ve satış ekinin kendisiyle ilgilenmediğini söyledi. İlgilenmedikleri bu zamanda, ekibin satış işi dışında çok fazla farklı işlerle dolu olduğunu belirtti. Onlar bu işlerle dolu olduğu sürece müşterilere ayıracak yeterince zamanları olmayacak.

Sosyal, insan ilişkileri kuvvetli, yüzü gülen kişiler olan satış profesyonelleri müşterilerden gelen bildirimlerin yanında onların olası sıkıntılarını, krizlerini öngörüp onları rahatlatacak çözümleri bulmak için uğraşıyor. Sürekli iyileştirme ekibi olarak bizler, çalışmaların müşterisi olan satış ekibine işlerindeki doğru çözümü bulacak, onların sıkıntılarını ortadan kaldıracak araçları sağlamak konusunda destek olmaya çalışsak?
Böylelikle daha fazla Kaizen çalışma gönüllüsü olur mu?

Herkesin kendi işini kolaylaştırmak için daha talepkar olduğu ve çalıştığı dönemler görmek dileğiyle....