Mesleki deformasyon dedikleri bu olsa gerek. Hangi işe baksanız daha hızlı nasıl yapabileceğinizi düşünmek, hangi hatayı görseniz bu hatanın başlangıç noktasında tespit etmenin daha da önemlisi hiç yapmamamızın bir yolu var mı diye sorgulamak ve gördüğünüz güzel uygulamaları da buna yormak.
Geçtiğimiz haftalarda alışverişe çıktığımızda dükkanları gezerken çok hoş bir uygulama dikkatimizi çekti. Erkek ceketlerinin kol boyu dikişleri ve düğme dikimleri tamamlanmadan bırakılmış. Eşimle müşteriler ceketi beğenip almaya karar verdiklerinde kol boyu ayarlaması talep ettiklerinde mağaza bu işlem için dikişi söküp kol boyu ayarını yapma ve tekrar dikiş atma prosesini iyileştirmiş diye düşündük. Oysa ki bu uygulama ile söküm işleminden kurtulmuş ve fazla işlemi engellemişlerdi.
Çok hoşumuza giden bu kareyi fotoğraflarken mağaza görevlisi geldi ve bunun nedenini açıkladı.
Müşteriler ceketi beğenip almaya karar verdiklerinde kol boyu ayarlaması için sadece düğmeden sonra kalan kısımla ilgili kısaltma talep edebiliyorlardı. Bu da, daha fazla kısaltma talep eden müşterinin ihtiyacını tam olarak karşılayamıyordu, Bu uygulama ile hem fazla işlem azaltılmış hem de daha fazla müşteri memnuniyeti sağlanmış oluyordu.
Biz de tüm süreçlerimizi bu gözle gözden geçirdiğimizde belki de fazladan yaptığımız işlemleri eleyerek müşterimizi daha fazla memnun edebiliriz.
Kim bilir belki hayatımızda da fazladan yaptığımız bazı işlemler, işler vardır. Onları da hayatımızdan çıkardığımızda hayatımızın müşterisini-kendimizi- daha mutlu ederiz.
Sürekli İyileştirme
İyileşme ve gelişim. İş ve özel hayatımızda bizim ve dokunabildiğimiz her şeyin gelişimi...
9 Şubat 2016 Salı
28 Ocak 2016 Perşembe
Bilmek ve Yapa-Bilmek
Otomobil için hız sınırı şehirler arası çift yönlü karayollarında 90 km/saattir.
Sigara içmek sağlığa zararlıdır.
Şeker sağlığa zararlıdır.
Bu saydıklarımızı bilmeyen var mı? Peki içimizden kaç kişi bu kuralları uyguluyor? Herhangi bir konu hakkında bilgi sahibi olmamız bildiğimizi hayata geçireceğimiz anlamına gelmiyor. Her davranışımızda iyi olabilmek, bildiklerimizi uygulayabilmek için 3 konuda da iyi olmamız gerekiyor.
diyebiliriz.
Peki tutumumuzu değiştirmek kolay mı? Beğenmediğimiz davranışlarımızı nasıl değiştirebiliriz?
Önce değişikliğin ne olması gerektiğini bilmek gerekiyor. "İyi iletişim kurabilmek için karşımdaki kişiyi iyi dinleyebilmek gerektiğini biliyorum." dediğimde ilk adımı atmış oluyorum. İkinci adım dinleme becerisini sergilemek. Bunu da ne kadar çok tekrar edersem becerimi o kadar geliştirmiş olacağım. Başta iletişimde olduğum kişilerle bilinçli olarak kendimi dinlemeye yöneltebilirim, "acaba çok mu konuştum?", "artık sussam ve karşımdakini dinlesem mi?" gibi sorularla. Becerimi geliştirmek için ne kadar çok uygulama yaparsam bu sorgulamanın olmadığı, artık bilinçsiz olarak karşımdakini dinlemek konusunda kendimi zorlamayacağım. Bu da becerimin artık tutumum haline geldiği an olacak.
Örneğimiz iyi bir sürücü olmak da olabilir. Önce bilgiyi edinmek gerekiyor. Aracı tanımak, debriyajı, vitesi, gazı, freni, trafik kurallarını, .... öğrenerek başlayacağız. Ne kadar sık araç kullanırsak araç kullanmak konusundaki becerimizi o kadar geliştireceğiz. Bir süre sonra vites değiştirirken hangi viteste olduğumuzu kontrol etmemiz gerekmeyecek ya da park ederken tedirgin olmayacağız.
Yapabilmeyi istediğimiz konu ne olursa olsun, bilgiyi edinip üzerine çalışmamız gerekiyor. Yetişkin öğrenmesinde Lombardo ve Eichinger'in 70:20:10 modeli bize eğitimin öğrenmemizdeki payının %10 olduğunu gösteriyor. %70 uygulamalar, işbaşındaki eğitimlerimiz-uygulamalarımız. Ne kadar çok çalışırsak o kadar iyi olduğumuz davranışlarımız oluyor.
2016 yılı bol uygulamalı bir yıl olsun, benim için öyle olacak.
Haydi şimdi öğrendiklerimizi uygulamaya!
Sigara içmek sağlığa zararlıdır.
Şeker sağlığa zararlıdır.
Bu saydıklarımızı bilmeyen var mı? Peki içimizden kaç kişi bu kuralları uyguluyor? Herhangi bir konu hakkında bilgi sahibi olmamız bildiğimizi hayata geçireceğimiz anlamına gelmiyor. Her davranışımızda iyi olabilmek, bildiklerimizi uygulayabilmek için 3 konuda da iyi olmamız gerekiyor.
- Bilgi
- Beceri
- Tutum
diyebiliriz.
Peki tutumumuzu değiştirmek kolay mı? Beğenmediğimiz davranışlarımızı nasıl değiştirebiliriz?
Önce değişikliğin ne olması gerektiğini bilmek gerekiyor. "İyi iletişim kurabilmek için karşımdaki kişiyi iyi dinleyebilmek gerektiğini biliyorum." dediğimde ilk adımı atmış oluyorum. İkinci adım dinleme becerisini sergilemek. Bunu da ne kadar çok tekrar edersem becerimi o kadar geliştirmiş olacağım. Başta iletişimde olduğum kişilerle bilinçli olarak kendimi dinlemeye yöneltebilirim, "acaba çok mu konuştum?", "artık sussam ve karşımdakini dinlesem mi?" gibi sorularla. Becerimi geliştirmek için ne kadar çok uygulama yaparsam bu sorgulamanın olmadığı, artık bilinçsiz olarak karşımdakini dinlemek konusunda kendimi zorlamayacağım. Bu da becerimin artık tutumum haline geldiği an olacak.
Örneğimiz iyi bir sürücü olmak da olabilir. Önce bilgiyi edinmek gerekiyor. Aracı tanımak, debriyajı, vitesi, gazı, freni, trafik kurallarını, .... öğrenerek başlayacağız. Ne kadar sık araç kullanırsak araç kullanmak konusundaki becerimizi o kadar geliştireceğiz. Bir süre sonra vites değiştirirken hangi viteste olduğumuzu kontrol etmemiz gerekmeyecek ya da park ederken tedirgin olmayacağız.
Yapabilmeyi istediğimiz konu ne olursa olsun, bilgiyi edinip üzerine çalışmamız gerekiyor. Yetişkin öğrenmesinde Lombardo ve Eichinger'in 70:20:10 modeli bize eğitimin öğrenmemizdeki payının %10 olduğunu gösteriyor. %70 uygulamalar, işbaşındaki eğitimlerimiz-uygulamalarımız. Ne kadar çok çalışırsak o kadar iyi olduğumuz davranışlarımız oluyor.
2016 yılı bol uygulamalı bir yıl olsun, benim için öyle olacak.
Haydi şimdi öğrendiklerimizi uygulamaya!
10 Ocak 2016 Pazar
2016'da kendinizden ne bekliyorsunuz?
Hiç merak ettiniz mi potansiyelimizin ne kadarını hayatımızda kullanıyoruz. Genellikle iş hayatında potansiyelimizin ne kadarını kullandığımıza dair ölçümler, grup çalışmaları ve testler-değerlendirmeler yapılıyor. Ve potansiyelimizi arttırmak ya da var olanı kullanmak için neler yapabileceklerimiz hakkında yazılar...
Amerika'da Hay Grup tarafından yapılan bir araştırmaya göre ;
*Ted Talks'ta John Gerzema yaptıkları araştırmalarda elde ettikleri verilerden bahsediyor. Erkeklerin kadınlar gibi düşünebilirse dünyanın daha iyi bir yer olacağını düşünenlerin oranlarını gösteriyor aşağıdaki grafik.
Burada bahsedilen aslında tüm kadınların ne kadar iyi davranışlara sahip oldukları değil. Daha kadınsı davranmak ile söylenmek istenilen empatik, sabırlı, esnek, sezgisel, işbirlikçi, sabırlı davranmak ve gelecek için plan yapmak gibi özellikler. Tüm bunlar duygusal zekanın bir parçası ve her şey kendimizi tanımakla başlıyor.
Gerek iş hayatında gerekse özel hayatımızda potansiyelimizi kullanmak için kendimizi tanımaya başlayalım. Empati yapabiliyor muyuz yoksa yaptığımızı mı sanıyoruz, yeterince esnek davranabiliyor muyuz, ... Bu soruların cevaplarını vermeye başladığımızda artık hayatımızda fark yaratabiliriz.
Kendimizi tanıdığımızda;
Amerika'da Hay Grup tarafından yapılan bir araştırmaya göre ;
- 100 kişiden 40'ı iş arkadaşlarıyla birlikte çalışma becerisine sahip değil
- Liderlik eğitimlerine harcanan paranın getirisi beklenenin çok altında
- Yeni iş başvurusu yapanların sadece %19'u iş alışkanlıklarına ilişkin kendini disipline etme becerisine sahip
- İnsanların %50sinden fazlası, işini öğrenmek ve geliştirmek konusunda istekli değil
- İnsanların liderlik yeteneği, ekip çalışması, inisiyatif alma, değişime ayak uydurabilme yetkinliklerindeki yetersizlikler sebebiyle değişim girişimlerinin %70'inde beklenen sonuçlar sağlanamıyor
*Ted Talks'ta John Gerzema yaptıkları araştırmalarda elde ettikleri verilerden bahsediyor. Erkeklerin kadınlar gibi düşünebilirse dünyanın daha iyi bir yer olacağını düşünenlerin oranlarını gösteriyor aşağıdaki grafik.
Burada bahsedilen aslında tüm kadınların ne kadar iyi davranışlara sahip oldukları değil. Daha kadınsı davranmak ile söylenmek istenilen empatik, sabırlı, esnek, sezgisel, işbirlikçi, sabırlı davranmak ve gelecek için plan yapmak gibi özellikler. Tüm bunlar duygusal zekanın bir parçası ve her şey kendimizi tanımakla başlıyor.
Gerek iş hayatında gerekse özel hayatımızda potansiyelimizi kullanmak için kendimizi tanımaya başlayalım. Empati yapabiliyor muyuz yoksa yaptığımızı mı sanıyoruz, yeterince esnek davranabiliyor muyuz, ... Bu soruların cevaplarını vermeye başladığımızda artık hayatımızda fark yaratabiliriz.
Kendimizi tanıdığımızda;
- İlişkilerimizi daha iyi yönetiriz
- Değişime ayak uydururuz ve kendimizi değiştirmeye istekli oluruz
- Stresle başa çıkabiliriz ve huzuru buluruz
- Etrafa da pozitif enerji yayarız
*Kaynak: Ted Talks John Gerzema konuşması - https://www.youtube.com/watch?v=YxgTsyL4y0E
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


